yazdır

Haftasonu Anadol'lar yarış pistinde nostalji estirdi..

24.02.2010 - 11:54


Türkiye Otomotiv Endüstrisi’nin ilk seri üretim otomobili olan Anadol,Ford Otosan ve Anadol Otomobil Kulübü’nün gerçekleştirdiği Ford Otosan-GYMKHANA 2010 yarışında izleyenlere keyifli bir pazar günü yaşattı.
Türkiye otomobil üretme sürecindeki ilk girişimini 1920'li yılların sonunda bir parti Ford’un İstanbul'da montajıyla başladı. Emekleme olarak nitelendirilebilecek bu girişimin ardından 1950'lerde Willys marka araçlar öncelikle askeri amaçlı olarak üretildi. Bu girişimleri 1960 senesinde Otosan fabrikasında montajı yapılan bir parti Ford Consul ve 1963-1965 yılları arasında montajı yapılan 240 adet Ford Taunus 17M station wagon projeleri takip etti. Ancak bu projelerin hiçbiri Türkiye’nin ilk seri üretim otomobili olmayı başaramadı.
O dönemde ülkemizde yaklaşık 80-90 bin otomobil, kamyon, otobüs ve benzeri araç bulunmaktaydı. Bunların çoğu büyük ve pahalı Amerikan otomobilleri ve çok azı da Volkswagen, Opel, Ford gibi Avrupa otomobiliydi. Bu otomobillerde de yedek parça çok yetersiz ve pahalıydı. Yani otomobil pazarı henüz bakirdi ama potansiyel alıcıların otomobil satın alabilecek bütçesi yoktu. O halde, halkın alım gücüne uygun, ekonomik ve az masraflı otomobiller üretip satmak gerekiyordu. Yerli üretimin şart olduğuna inanan Koç Grubu, Ford firmasının Türkiye’de üretim yapması için Henry Ford ile görüşmelerde bulundu.Ancak, yıllık otomobil satışının 2000 3000 adet civarında olması, Henry Ford’u ülkemizde üretime geçmeye ikna edememişti.
Dönemin otomobil dergilerinde fiberglas adlı bir malzemenin otomobil üretiminde kullanıldığı ve küçük sayıdaki üretimler için bunun ideal olduğu bilgileri yer almaktaydı. Fiberglas üretim fikri Vehbi Koç’un ilgisini çekmiş ve bu konuda araştırmayı bizzat Rahmi Koç yapmıştı, ancak üretim iznini verecek olan Makine Kimya Endüstirsi Türkiye'de bilinmeyen yeni bir üretim sistemiyle imal edilecek bir otomobili onaylamayacaklarını belirtti. Buna karşılık 1964 yılında üretilen Ford D serisi kamyonetlerin şöfor kabini fiberglastı ve fiberglas teknolojisi kendini kanıtlamış oldu.Bu gelişme Koç grubunu cesaretlendirdi ve prototip çalışmaları hızla başladı. Ogle Design firmasının tasarladığı, İngiliz Reliant firmasının ürettiği fiberglas A1 prototipi,Sanayi Bakanlığı’nın onayından geçti ve halkın seçtiği sanılanın ve hatta resmi bültenlerde belirtilenin aksine Anadolu'nun diyalekti olmayan aslında Mustafa Kemal'in orduları anlamına gelen "Anadol" ismiyle 19 Aralık 1966’da banttan indi. İlk üretilen iki kapılı Anadol A1'de rüştünü Cortina ve Anglia'da ispatlamış 1,2 litrelik Ford Kent motoru vardı. Otomobilin satış fiyatı kalorifer sistemi dahil 26 bin 800 liraydı ve bu rakam 1966'daki döviz kuruyla 1.050 İngiliz Sterlini'ne eşitti. Bir karşılaştırma yapmak gerekirse VW kaplumbağa 1.600, standart Ford Cortina ise 1.800 sterlin fiyattan satılmaktaydı. Yani Anadol yaklaşık özelliklerdeki otomobillerden yüzde 30-40 daha düşük fiyata sahipti.
Dayanıklılığı, uygun fiyatı ve basit teknik yapısıyla kısa sürede Türk tüketicisinin gönlünde yer eden Anadol, üretildiği 18 yılda 100 bini aşkın kişiye ulaştıktan sonra otomotiv tarihindeki yerini aldı. Günümüzde hala sadık bir hayran kitlesine sahip olan Anadol, artık daha çok özel günlerin otomobili olarak meraklılarına hizmet ediyor.
Ford Otosan’ın 50’nci, Anadol Otomobil Kulübü’nün 5’nci yıldönümü etkinlikleri nedeniyle düzenlenen “Ford Otosan-AOK GYMKHANA” yarışında, yaşları 30 ile 45 arasında değişen 20 Anadol otomobil piste çıktı. Ford Otosan Genel Müdürü Mike Flewitt ile eşi Mia Flewitt’in yanı sıra, Ford Otosan yöneticileri, Anadol otomobillerinin tasarım ve imalatını yapmış mühendisler ile yarış hayatına Anadol’la başlayıp otomobil sporları tarihine adını yazdıran duayen rallicilerin katıldığı yarışma, yüzlerce kişi tarafından büyük bir heyecanla izlendi.
Ford Otosan-AOK GYMKHANA sportif otomobil etkinliği, aralarında ralli ve yol tipi STC16, A1 gibi modellerin bulunduğu Anadolların Ford Otosan Kartal Yedek Parça Merkezi’nden start almasıyla başladı. Anadollar güzergah boyunca vatandaşlardan büyük ilgi görerek, Tuzla Auto-Drom pistine ulaştı.
TOSFED kurallarına uygun şekilde yapılan yarışın ilk bölümünde, pilotlar özel pistteki kukalara dokunmadan “Slalom” yaptı. Yarışın ikinci bölümde ise iki turda da pisti maksimum sürat yerine makul bir süratte ama aynı sürede geçmeyi hedef alan “Sabit Hız Testi” (SHT) yapıldı.
Bir klasik otomobil olarak Anadol
Yarış sırasında Anadollar, pilotlarına klasik bir otomobil kullanıyor olmanın keyfini yaşattıkları gibi, görünümleri ve teknik özellikleriyle de göz doldurdu. Gençlik otomobilini tekrar kucaklayanların, ilk defa Anadol’la yarışmış ve Anadol Ralli Takımı’nı kuran duayen pilotların heyecanla izlendiği yarışma, genç kuşağın da Türkiye otomobil sanayinin temel taşı olan Anadol’la tanışmasını sağladı.Bu arada Paris Peking Maratonuna yine bir Anadol ile katılacak Erdal Tokcan'ın da katılımı ilgi çekti.
Ford Rallye Sport Turkey Takım Direktörü Serdar Bostancı ve Pilotu Emre Yurdakul’un Ford Focus RS ve Ford Fiesta ile gösteri yaparak renklendirdiği etkinlikler, ödül töreni ve barbekü partisiyle sona erdi.
YARIŞ SONUÇLARI:
Sınıf 1300 cc
1. Murat Saral-Lokman Yavuz
2. Mete Oktar-Ahmet Çıpa
3. Süleyman Can Ustabaşı-Osman Ovalı
Sınıf 1600 cc
1. Aydın Harezi-Reyhan Alp
2. Kaan Onay-Rengin Onay
3. Melikşah Yıldırım-Serdar Özegen
Sporting
1. Erdinç Erdoğan-Doğuş Gökay
2. Erdal Tokcan-Can Luka Ünsal
3. Yakup Baştımar-Feyzullah Yılmaz
İLGİLİ LİNKLERİMİZ

http://www.otoplato.com/haber/anadol-bir-endustri-devrimcisi1
www.otoplato.com/motorspor/anadol-pekingparis-maratonunda



Bu haber otoplato.com sitesinden alınmıştır.