2010 sezonunda Formula 1 ‘de dört yeni takım start alacak. Manor GP, Team US ve Campos Meta yepyeni ve sıfırdan kurulan takımlar ve tüm meraklılar bu yeni ekiplerin ne yapacaklarını merak ediyorlar. 2009 yılında esen ve bu yıl Mercedes, Schumacher isimleriyle beraber kasırgaya dönmesi Brawn fırtınasından sonra yeni takımlardan beklentiler artmış gözüküyor. Ama dördüncü bir isim yani Lotus var ki onunla ilgili özellikle 35 yaşların üzerindeki tüm yarışseverler meraktan öte bir heyecan ve beklenti içindeler.
Lotus ismi 15 yıl aradan sonra 7 kez dünya şampiyonluğu 79 yarış galibiyeti 107 pole pozisyonu ile taçlandırılmış geçmişe geri dönmek için hazırlandı. Bu kez efsane patron Collin Chapman yok, direksiyonda artık Graham Hill, Jim Clark, Jochen Rindt, Ayrton Senna gibi efsaneler de olmayacak. Takımın en havalı renkleri olan “John Player Special” siyah ve altın rengi dekorasyonu veya Gold Leaf zamanının Kırmız beyaz altın kombinasyonu da olmayacak ama ilk devrelerden beri Jim Clark ile özdeşleşen İngiliz Yarış Yeşili ve Sarı kombiasyonu kulanılacak.Bu da açıkçası Malezya merkezli takımın geçmişe gösterdiği önemli bir saygı göstergesi.
.jpg)
Efsaneler ..Lotus ve Jim Clark
Lotus Mühendislik şirketi 1952 yılında Colin Chapman tarafından kurulmuştu. İlk larak sipariş üzerine hafif spor otomobiller üretiyorlardı. Çok meraklı ve detaycı bir mühendis olan Chapman Formula 1’e girmeye, 1957 yılında firmanın ilk yarış otomobili olan Type 12 Lotus Siverstone’da Uluslar arası kupa yarışında (International Trophy) birinci olunca karar verdi. 1958 yılında 2.2 litre hacimli Coventry Climax motoruyla donatılmış Lotus 12 Graham Hill ve Cliff Allison tarafından Monaco Grand Prix’sinde kullanılarak start aldılar.1958 ve 1959 sezonunda çok kırılgan olan 12 ve yeni 16 Lotuslar toplam 8 puan alabilmişlerdi. Başlangıç çok da ümit verici değildi. Fakat 1960 yılında ortadan motorlu devrim niteliğindeki Tip 18 ile beraber başarılar gelmeye başladı. Bu yıl, Stirling Moss Monaco’da otomobile ilk zaferi kazandırdı ama bu Rob Walker takımı renkleri içindi, yani Chapman kendi müzesine bir kupa götürmek için 1961 yılında Innes Ireland Amerika Grand Prix’sini kazanıncaya kadar bekleyecekti. Lotus 18 başarıya giden kapıları açmıştı açmasına ama bir türlü büyükpatlama gelmiyordu. O patlamaya yol açacak bombanın fitilini ise dünyanın gelmiş geçmiş en iyi üç pilotundan biri olduğu hiç tartışılmayan sadece sıralamadaki yeri değişebilen Cim Clark ateşledi.

Colin Chapman ve Jim Clark
1963 yılında Clark Lotus 25’in direksiyonuna geçtiğinde spor otomobillerde yarışan bir İskoç çiftçi idi. Ama ne çiftçi ! Kullandığ her otomobile hayat veren bu mütevazı hatta utangaç İskoç Lotus’a 1963 yılında 10 yarışın yedisin kazanarak hem kendisini hem de Lotus’u dünya şampiyonu yaptı. Clark 1965 yılında şampiyonluğu kaçırdı ama başarılıydı 1965 yılında ise yine on yarışın altısını kazanarak şampiyon oldu. Bu arada Indy 500’ü kazanmış, Monte Carlo Rallisinde aracı kalana kadar yarışı önde götürmüş yani girdiği her yarışmada farkını göstermişti. Clark’ın enteresan yönü tüm pilotlar ve yarış çevrelerinde hem sevilmesi hem de hayranlıkla takdir edilmesiydi. 1966 yılında Motorların 3 litreye yükseltilmesi sırasında bu değişikliği yapamayan Lotus takımı zorlandı ve kaybetti.1967 yılında ise Keith Duckworth tasarımlı Cosworth motoru yetiştikten sonra Clark dört yarış kazanarak şampiyonluk havasına tekrar girdi. Ancak Clark ,1968 baharında Almanya Hockenheim pistinde sadece gösteri amaçlı girdiği bir F2 yarışında hala anlaşılamayan bir kazada hayatını kaybetti. Bu tüm yarış dünyasını sarsan kayıptan sonra Graham Hill devam eden sezonda şampiyonluğu kazandı.
.jpg)
Jochen Rindt
Clark’ın yerine 1970 sezonu başında yetenekli Avusturyalı Jochen Rindt geçti.Rindt yetenk avcısı sayılan Chapman’ı mahçup etmedi ve o yıl kırmızı beyaz Altın renklerine dönen Lotus 72 ile Dünya şampiyonluğuna çok yaklaştı ancak Monza pistindeki testler sırasında o da hayatını kaybetti. Sezonun kalan ii yarışıda Rindt’in topladığı puanları geçen olmayınca Rindt F1’in ilk ve tek ölümünden sonra şampiyonluğu kazanan pilotu oldu. Emerson Fittipaldi Rindt’in yerine geçtiken bir sezon sonra 1972 yılında şampiyonluk yaşadı , otomobilin bu kez sponsoru John Player Special’dı renkleri ise çok modern bir şekilde uygulanmış siyah üzerine altın idi. Lotus zannedildiğinin aksine Ferrari’den önce F1 de 50 yarış zaferi çizgisine tip 72 zaferleriyle 1973’te ulaşan ilk takımdır.Ancak bu sezondan itibaren güçlenen rekabete karşı çok cevap veremeyip zorlanmaların da başlamaktaydı. Birkaç sezon süren bu sıkıntılı devreden aerodinamik verimliliği en üst düzeyde olan ve Kanatlı otomobil diye lakaplandırılan Tip 78 ile çıkmayı başaran Lotus,1977 yılında bu otomobille 5 birincilik almıştı ama motor bu otomobiin yeteneklerine göre zayıf kalıyordu ve kazanılamayan yarışların çoğunda motor arızası ile yolda kalınmıştı. Bu yüzden 1978 yılında sezonun ilk beş yarışına yetişmeyen tip 79 hazırlandı, Amerikalı Mario Andretti altıncı yarışta pole pozisyon ve zafere ulaştığı bu otomobille bir daha arakasına bakmadan sezonu pilotlar şampiyonu olarak bitirdi. Yine aynı sezon Monza’da bir kazada ölen İsveçli Ronnie Peterson ile birlikte de Markalar şampiyonluğunu kazandılar. Lotus için her zaferle birlikte gelen acılar devamlı tekrarlanıyor gibiydi.
.jpg)
Ronnie Peterson
Lotus’un devrim otomobili 79 bir anda her rakip tarafından kopyalanmış hatta bazı kopyalar daha bile ileri gitmişlerdi. İlk sezonda Williams şampiyonluğu Lotus’tan aldı ve Lotus 1982 yılında Colin Chapman’ı ani bir kalp krizi sonucu kaybedene kadar başarı yüzü göremedi. Daha sonra da manevi lideri ve gerçekten müthiş bir mühendis olan Chapman’ın boşluğu asla doldurulamadı. Takıma katılan Elio De Angelis ve Büyük Ayrton Senna gibi pilotlar özellikle T97 ile birkaç zafer kazanmış olsalar da artık Lotus’un günleri sayılıydı,
.jpg)
Lotusun son günleri..Büyük Senna Çekici bekliyor.
Senna ayrıldıktan sonra Piquet geldi ama o da başarılı olamadı Mika Hakkinen,Johnny Herbert ve benzeri bir çok pilot geldi geçti ama Lotus 1994 yılında tamamen kapatılana kadar hiçbir varlık gösteremedi,maddi sıkıntılar nedeniyle hem otomobil üretimi General Motors’a devredildi hem de yarış takımı tamamen kapatıldı. GM de Lotus Otomobil üretimi haklarını Malezyalı Proton firmasına devretti. İşte bu Malezya firması bugün Lotus Yarış Takımı efsanesini de canlandırmak için yola koyulmuş gözüküyor. Jarno Trulli ve Heiki Kovalainen gibi iki tecrübeli pilotu transfer eden Lotus F1, şu ana kadar her aşamada planlanan tarihlerin önünde gittiğini duyuruyor. Umarız bu efsane isim yeni patronlarla da olsa F1’e renk, heyecan ve rekabet getirir.
Ve bir gürültü koptu...
CAN-AM ve Porsche: Panzerlerin Amerika seferi..
Otomobilimi kim temizleyecek?
Buharlaştırıcı, bir çeşit ısı değiştiricisidir. Buharlaştırıcı üzerinden geçirilen sıcak hava ısısını burada bırakarak, araç içine gönderilir. Böylece araç içi soğutulmuş olur. Buharlaştırıcı, içinde alçak basınçlı..






