Unutulmayacak bir yarış..İstanbul 2010
30 Mayıs 2010 Grand Prix tarihine unutulmaz bir yarış olarak geçti. Bu tarihi yarışı on dört milyon nüfusu olduğu söylenen İstanbul’un eteğindeki piste gitmeye üşenmeyen elli beş bin kişi izledi. Bunların yirmi bininin yurtdışından geldiği tahmin ediliyor. Demek yüz elli bin kapasiteli iki yüz milyon dolar maliyetli pistimize senede kullanıldığı tek hafta sonunda ancak bu kadar insan çağırabiliyoruz. Cumartesi akşamı İnönü stadında bir konser hemen yanı başındaki Lunapark’ta da sıradan bir Avrupalı grubun konseri vardı ikisinde toplam 30 bin kişi olduğu söyleniyor. Buyurun buradan alın derler.. Bakalım ne olacak ama bu yarışın Bernie Ecclestone tarafından Türkiye’den alınmasına doğru gittiği kesin. Zaten Ecclestone verdiği demeçlerde bir yıl daha buradayız ilgi yok , motorsporları kültürü yok gibi laflar etmeye başlamış. Amerika’yı da onayladı. Peki “Bernie bey, bize bu yarışı onaylamak için beş yıl buraya gelip gittiğinde bu saptamaları nasıl yapamadın, neden bu yatırıma onay verdin, şimdi bu pisti her daim kapalı tutarak ve bu bilet fiyatlarıyla neden topal bırakıyorsun ? Neden adamların(!) en ufak bir pazarlama faaliyeti yapmıyorlar” diye sormazlar mı sana? Bunu Bernie Ecclestone’a , buradaki tüm yetki ve etki sahibi zevata sormayan Devlet yetkililerine de merak içinde bakmaktayız. Tabii bu arada Ferrari, Mercedes ve Renault başta olmak üzere bu yarışta iddia sahibi olan markaların dahi sadece VIP kapsamlı bazı partiler vermekten öte hiçbir faaliyet yapmadan izleyici konumuna geçmeleri de çok enteresan. Bu işin ruhunu anlamayan ve “İkoncanlar” ile Motorsporlarını özdeşleştiren bu zihniyetlerin aslında otomobilcilikten ne kadar uzak olduklarını Motorsporlarının bu hale gelmesinde emeği büyük eski sporculardan bir tanesini bile ne yarışa ne davetlerine çağırmamaları sadece cehalet değil aynı zamanda saygısızlıktır.
Dönelim yarışa, unutulmaz bir yarış oldu derken bunun bu yıl ilk kez starttan son tura kadar devam eden bir mücadele, bol geçiş ,takımlar içi mücadele ve ileri derecede yetenek içeren bir bütün olması nedeniyle iddia ediyoruz. Gerilim içeren sekizinci viraj konusunda zaten bir şöhret edinen İstanbul Park’ın daha hırslı pilotlar ile birlikte aslında on ikinci ve birinci virajlarının da mükemmel geçiş noktaları olduğu bu yarışta iyice belgelendi. İstanbul Park aslında dün kendini tüm dünyaya gerçekten ispatladı.
Yarış sırasında TRT ‘nin yorumcuları bunu vurgularken 1999 yılında, Mika Hakkinen’in SPA’daki olağanüstü duble geçişini hatırladılar aslında2005 yılında İstanbul Park’ın ilk yarışının ilk turunun sonunda Raikonnen’in Alonso ve Fishicella’nın Renault’larının arasından 12. Virajada yaptığı olağanüstü geçişin Formula Bir’in en heyecanlı on geçişinden biri olduğunu unutmuş gözüküyorlardı. Tabii ki yayın esnasında bu tür konuları hatırlamak çok kolay değil ama çok da uzmanlık gerektirmeyen konularda heyecana kapılıp yanlış yorumlar yaparak kamuoyunu hatta anlar gibi yapan basını yönlendirmemeliler. Örneğin Vettel ve Webber arasında yarış esnasında yaşanan kazada o anda Vettel’i hatalı ilan ettiler. Bir an için durup tekrarları izleselerdi Vettel’in avantajlı çizgiyi yakalayıp otomobilin yarısının da öne geçtiğini görecek ve kurallar göre Webber’in yer açması gerektiğini görebileceklerdi, tabii bu savımız kuralları biliyorduysalar geçerli. Webber ve tüm Red Bull ekibi yarış sonrası yaptığı açıklamalarla bunu teyit ederken bu yorumculardan (!) başka referansı olmayan örneğin “hürriyet.Com.tr” yarışın bitiminden beri ısrarla “Vettel’in hatası pahalıya patladı” başlığını korudu. Bu halde biz de başlık atalım “Yorumcunun cehaleti pahalıya patlıyor!”

Sonuçta dün Webber’in hazımsızlığı yüzünden şampiyona RedBull lehine kopma yoluna girecekken ortaya döndü. Webber çok uzun süre koruyamayacağı bir liderliğe devam ediyor ama takımdaki yerini koruyacağı artık şüpheli. Vettel ve Hamilton’ın önümüzdeki bir kaç yılın en önemli isimleri olacağını görmekle beraber Kubica, Petrov , Alguersuari ve Hulkenberg’e dikkat edilmesi gerektiğini de düşünmüyor değiliz.Özellikle son üç isim dün inanılmaz showlar sergilediler ve seyirciyi çok eğlendirdiler. Mercedes’in ilerlemesinin yavaşlığı Schumacher’in ısınmasına rağmen artık bu seneyi kaybettiklerini gösteriyor. Ferrari ise “aşk” yerine parayı seçmesinin acı sonuçlarını yaşamakla meşgul. Santander anlaşmasının ana meyvesi Alonso’nun performansı tam manasıyla dökülüyor. Aslında, Ferrari Tifosilerin hiç sevmediği ve iki yıl önce karıştığı düzmece kaza ile Massa’nın şampiyonluğunu tam manasıyla "hiç ettiren" Alonso konusunda ne kadar yanıldığını daha anlamadı bile .

Sonuçta İstanbul 2010, İstanbul Park 30 Mayıs 2010 tarihinde unutulmazlar arasına girdi. Umarız sonunda bu pisti ve yanında geleceğini gördüğümüz güzellikleri elimizden kaçırmayız.
Biz ne aksesuarlar gördük...
Bir Aile Geleneği Olarak 16 Silindirli Motorlar Üretmek!
Skoda'dan SUV pazarına yeni bir alternatif YETİ
Double Over Head Cam, kelimelerinin baş harflerinden oluşan üsten çift eksantrikli yapı, tek silindir sırasında iki eksantriğin bulunmasından oluşur. Bu tarz eksantrik mili yapısı, çok supaplı sıralı ve V yapılı motorlarda kullanılıyor...
Sazan su yüzüne çıktı (151)
Otomobil görmüş herkes Mustang’i bilir , ama bu otomobili kimin tasarladığını kimse bilmez.. (146)
Alp dağlarının efendisi: Renault Alpine A110 Berlinette (125)
Yeni Opel Combo, Size Tanıdık Gelecek. (122)
Hyundai Blue-Will Concept Seul’de (111)
Yeni Elantra Dünya lansmanı yapıldı. (105)
Polo GT ve GTD Dedikoduları İnternette Dolaşıyor. (94)
Alfa Romeo Giulietta'nın Türkiye'de yapılan ilk testi. (85)
2012 Ford Ranger: 21. Yüzyıl'ın Sert Pick-up'ı!! (78)









