Etox projesinin düşündürdükleri
Etox projesinin düşündürdükleri

Bugün basında yer alan haberlerdeki “Yüzde Yüz yerli” başlığı altında alımlı bir spor otomobil fotoğrafı gören meraklıların çoğu içeriği de okuduktan sonra bu üreticinin internet sitesini de ziyaret etmiş olabilirler. Burada Etox ismi verilen otomobilin daha da detaylı fotoğrafları var, otomobilin vahim bir şekilde Türkiye'nin ilk spor otomobili olduğu iddiasını da içeren önsöz niteliğinde bir kaç yazıdan başka teknik bilgilere de ulaşabiliyorsunuz ki bu bilgilere göz atar atmaz otomobilin tasarımından başka bir sportif iddiası olmadığı gözüküyor. 1420 Kg gözüken ağırlığa karşın Renault orijinli motor ile 125 beygir ve 185 nm tork üreten Etox’un 13 saniyede 100 Km/h hızlanmasını tamamlayarak 185 km maksimum sürate ulaşabildiği de bu teknik verilerin içinde. Firma yetkilileri çeşitli mecralara daha önce verdikleri beyanlarda aracın 300 beygire kadar çeşitli motorlarla sunulması çalışmalarının da yapıldığını ifade etmişler. Şimdi bunların üzerine Otoplato olarak bir kaç yorum yapmak isteriz.

Öncelikle Türkiye'de otomobilcilik adına yapılan her çalışmayı her düşünceyi kayıtsız şartsız alkışladığımızı belirtelim. Etox otomobilin de iddialarını yerine getirip dünya piyasasında Türk spor otomobili olarak yerini alması bizi sadece gururlandırır. Türkiye'de yapılan herşeyi kötülemekten zevk almadığımız gibi bu ülkenin çok yüksek kalitede üretim yapıp tüm dünyaya otomotiv ürünleri satan bir üretim merkezi olmasını da adım adım izlediğimiz için kapasitelerimizin farkındayız. Ancak “Biz Türkler Vernier ile ölçer, tebeşirle işaretler balta ile keseriz” diyen bir sözümüz de vardır. Yani kendimizi biraz ağır eleştiririz.

İlk eleştirimiz bilerek veya bilmeyerek bu otomobilin ilk Türk spor otomobili olduğunu iddia edilmesinedir. Öncelikle gerçek durumu saptayalım; ilk Türk spor otomobili Anadol STC 16'dır.

Bu bir akıl veya laf oyunu değil ise iki yerine dört koltuk olması Etox’u ilk Coupe yapmıyor. O mantıkla birinci jenerasyon Anadol da bu ünvanı alıyor. Anadol STC 16 Otosan'ın “kolej takımının lideri” rahmetli Erdoğan Gönül’ün bir projesiydi. Öncelikle spor otomobil hedefli olarak yola çıktıklarını bildikleri için Eralp Noyan’ın tasarladığı; Ekber Onuk, Günay Atuk, Kadri Nişel, Necdet Oral ve Zeki Diker ekibinin mühendislik çalışmalarını yaptığı Anadol, 920 Kg ağırlık ile 1.6 Ford/Kent motorun ürettiği 68 beygir-116 nm tork’u 168 km maximum sürat ve 15-16 saniyede 100 km hızlanmaya çevirebiliyordu ki o zamanların spor otomobil ikonlarından Triumph Spitfire 160 km.hızı zar zor geçiyor ve en atik modeli de 100 km hızlanmasını 12-13 saniyede elde ediyordu. İmal edildiği yıllarda hiç bir otomobile benzemeyen silüetiyle ve getirdiği heyecanla Anadol STC hala çok önemli bir klasik ve saygın bir spor otomobil.

Diğer taraftan “Örme profil şasi” ile 1420 kg. ağırlık elde etmenin bir mühendislik başarısı sayılamayacağı gibi standard bir otomobi örneğin Etox ile aynı motoru sadece 105 beygirle kullanan Megane 10.9 saniyede 100 km hızlanmasını tamamlayıp 195 km/h sürat elde ederken, Etox figürleri iddia edilen üstün mühendislik kavramına yakın durmuyor. Kıssadan hisse, bugün spor otomobil iddiası ile yola çıkacak herhangi bir markanın kilo problemini çözmesi ve temel olarak 0-100 km hızlanmasını 7-8 saniyelerin üzerinde hedeflememesi gerekir, aksi takdirde “doğan görünümlü şahin” prensibinde takılındığı ortaya çıkar.Bu projeyi başlatanların ve yürütenlerin de bunun farkında olduklarını daha güçlü motorlar arayışı içinde olmalarından anlıyoruz ancak bu beyanlarla başka bir sorun ortaya çıkıyor: Proje yönetimi.

Basında çeşitli devrelerde çıkan yazıları ucuca eklediğinizde Etox projesinin ciddi bir otomobil yaratma projesinden çok spontan bir tepki olarak geliştiğini anlıyoruz. Hikaye biraz Lamborghini ve Ferrari çekişmesine benziyor. Kısaca aktaralım; traktör üreticisi Ferrucio Lamborghini bir Ferrari otomobil almak istiyor ama bazı spesifikasyon değişiklikleri talep ediyor. Enzo Ferrari “sen ne anlarsın” kabilinden bir söylev ile otomobil satmayı reddedince Lamborghini de otomobil yapmaya karar veriyor. Bu iki ikon da öldü gitti ama iki firma arasında mücadele hala sürüyor, kimin kazandığı nereden baktığınıza bağlı. Anlaşılan bizim olayımız da buna benzer. Otomobil fuarında egzotik otomobillerin uzaktan gösterilmesine sinirlenip bunlara rakip olacak bir otomobil yapmaya karar veren bir girişimcimiz var ama bunda da Devrim olayındaki kafa biraz iş başında gözüküyor. Çok önemli olabilecek bir proje biraz acele, biraz telaş, biraz ego biraz tecrübesizlik derken sanki sulanıyor gibi. Çünkü henüz kağıt üzerinde bile bitmemiş bir ürün prototip olarak ortada gezdirilip kamuoyu yaratılıyor, Tubular Frame Şase (Örme profil ) uygulamasından bahsediliyor, üzerine Clio motoru konuluyor. Yüzde yüz yerli deniliyor ama karoseriden öte bir yerlilik gözükmüyor. Normalde gizlilik içinde yapılması gereken üretim ve testler her iş bitmiş gibi ortalıkta yapılıyor. Hatta fiyatlar veriliyor, şuna satıldı buna satıldı deniyor ama otomobilin önden çekişli mi arkadan itişli mi olduğu henüz resmi site dahil hiç bir kaynakta gözükmüyor. Güvenlik ekipmanları, testleri ile ilgili bir bilgi yok, fren mesafesi yok, lastik ebatları dahi bilinmiyor ama iddia büyük.

Sonuçta Etox otomobilin güzel bulduğumuz tasarımından daha öte ciddi bir paket olduğuna pek inanamıyoruz. Bunun “Beklen” veya “Şamil” projeleri gibi bir “ben yaptım oldu”dan öteye geçmesini dileriz.

Toplam okunma: 4371
YORUMLAR ( 0 )
Henüz yorum yazılmamış.
Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Kullanıcı Adı:
Şifre:
TEKNİK BİLGİLER
ECU
Hız sensörlerinden aldığı verilerle valfları ve basınç pompasını kontrol eden merkezi sistemdir.